Türk Akademisyenler Birliği’nin haftalık toplantısında Prof. Dr. Ali Fuat Gökçe, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’deki son gelişmeleri jeopolitik, ekonomik ve askeri boyutlarıyla değerlendirdi. Sunumda bölgedeki çatışmaların arkasında enerji, ticaret yolları ve küresel güç rekabetinin belirleyici olduğu vurgulandı.
Toplantıda özellikle Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC), Gazze merkezli gelişmeler ve büyük güçlerin bölgedeki stratejik hamleleri ele alındı. Yeni ticaret yollarının güvenliği ile bölgedeki çatışmalar arasında doğrudan ilişki kurulan sunumda, İsrail’in Gazze politikası ve bölgedeki askeri hareketliliğin bu çerçevede okunması gerektiği ifade edildi. Ayrıca Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin konumu, Kıbrıs meselesi ve bölgedeki enerji-jeopolitik rekabetin artan önemi vurgulandı. Kıbrıs’ın askeri ve stratejik açıdan “sabit uçak gemisi” niteliği taşıdığı belirtilirken, bölgedeki ittifakların ve askeri yığınakların Türkiye açısından yeni riskler doğurduğuna dikkat çekildi.
Türk Akademisyenler Birliği’nin haftalık toplantısında insan hakları, klasik hukuki çerçevenin ötesinde ele alındı. Sunumda, insan haklarının yalnızca bir koruma mekanizması değil, aynı zamanda modern dünyanın bilgi ve iktidar yapılarıyla iç içe geçmiş bir sistem olduğu vurgulandı.
Toplantıda insan haklarının tarihsel gelişimi, kurumsallaşma süreci ve küresel ölçekte geçirdiği dönüşüm akademik bir perspektifle değerlendirildi. İnsan hakları eğitiminin eleştirel bilinç üretmek yerine mevcut normları yeniden üretebileceği, küresel sistemde ise seçici uygulamalar nedeniyle bir meşruiyet krizinin ortaya çıktığı ifade edildi. Ayrıca eşitlik ve ayrımcılık konuları çerçevesinde insan hakları söyleminin kendi içindeki çelişkilerine dikkat çekildi.
Türk Birlikleri Teşkilatı Federasyonu Akademik Değerlendirme Toplantıları Kapsamında “Türkiye’nin Ekonomik Kuşatılmışlığı” Konuşuldu
Türk Akademisyenler Birliği (TAB) bünyesinde düzenlenen Akademi Değerlendirme Toplantıları’nın bu haftaki oturumunda, Türkiye’nin iktisadi tarihi ve geleceğini yakından ilgilendiren çok önemli bir konu masaya yatırıldı. Doç. Dr. İzzettin Özpolat’ın açılış konuşması, Doç. Dr. Ümmügülsüm Candeğer ve Dr. Ahmet Caner Çatal’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen çevrimiçi etkinlikte, Prof. Dr. Kerem Karabulut konuk konuşmacı olarak yer aldı.
Prof. Dr. Kerem Karabulut, “Osmanlı Devleti’nden Günümüze Türkiye’nin Ekonomik Kuşatılmışlığı” başlıklı sunumunda, ekonomik bağımsızlığın milli menfaatlerimiz ve geleceğimiz için önemini çarpıcı tarihi ve güncel analizlerle gözler önüne serdi.
“Tarih Gelecektir”
“Kuşatılmışlık” kavramının yalnızca askeri değil, ekonomi-politik bir sarıp sarmalama olduğunu belirten Karabulut, Yusuf Halaçoğlu’nun “Tarih gelecektir” sözüne atıfta bulunarak, geçmişteki iktisadi kırılmaları bilmenin geleceğe yönelik stratejiler geliştirmedeki hayati rolünü vurguladı.
Öne Çıkan Başlıklar ve İktisadi Dönüm Noktaları:
Sanayi Devrimi ve Takip Edilemeyen Teknolojiler: Osmanlı İmparatorluğu’nun 16. ve 17. yüzyıllarda dönemin en ileri teknolojisine sahip küresel bir güç olduğunu belirten Karabulut, Batı’daki 1. Sanayi Devrimi (1760’lar) ve serbest piyasa modellerinin gerisinde kalınmasının iktisadi çöküşün fitilini ateşlediğini ifade etti.
Baltalimanı ve Duyunu Umumiye Kıskacı: 1838 Baltalimanı Ticaret Antlaşması ile Osmanlı’nın tam bir açık pazar haline geldiğini ve iç işlerine müdahale zemini hazırlandığını söyleyen Karabulut, 1854’teki ilk dış borçlanma süreci ve sonrasında kurulan Duyunu Umumiye İdaresi’ni (1881) egemenliği zedeleyen en büyük ekonomik kuşatma örnekleri olarak nitelendirdi.
Atatürk Dönemi ve Ekonomik Deha: Mustafa Kemal Atatürk’ün askeri dehasının yanı sıra olağanüstü bir ekonomik deha olduğunu vurgulayan Karabulut; gümrük imtiyazlarının baskısına rağmen 1923-1929 arası liberal, 1930 sonrasında ise dünyadaki krizi okuyarak devlet öncülüğünde yerli ve milli bir kalkınma modeli (Sümerbank, KİT’ler) uyguladığını belirtti. Ayrıca Atatürk’ün dış politikadaki kıvrak zekası ve stratejik dehası sayesinde Nahçıvan ile Türk dünyasına açılan sınır bağımızın nasıl korunduğunu aktardı.
Modern Kuşatma Aparatları (IMF, Gümrük Birliği, Endüstri 4.0): Cumhuriyet döneminde IMF, Dünya Bankası ve tam üye olunmadan imza atılan 1996 Gümrük Birliği kurallarının modern birer kontrol mekanizması olarak işlev gördüğüne dikkat çekildi. Geleceğe Yönelik Uyarı: Dijital Çağı Yakalamak Zorundayız Prof. Dr. Kerem Karabulut konuşmasının sonunda, geçmişte 1. Sanayi Devrimi’ni kaçıran Osmanlı’nın yaşadığı süreci hatırlatarak hayati bir uyarıda bulundu: “2010 yılı itibarıyla resmiyet kazanan Endüstri 4.0’ı, yapay zekayı ve dijital dönüşümü kendi yapımıza adapte edemezsek, gelecekte de benzer iktisadi risklerle yüz yüze kalmamız kaçınılmazdır.”
Geleceğe Yönelik Uyarı: Dijital Çağı Yakalamak Zorundayız Prof. Dr. Kerem Karabulut konuşmasının sonunda, geçmişte 1. Sanayi Devrimi’ni kaçıran Osmanlı’nın yaşadığı süreci hatırlatarak hayati bir uyarıda bulundu: “2010 yılı itibarıyla resmiyet kazanan Endüstri 4.0’ı, yapay zekayı ve dijital dönüşümü kendi yapımıza adapte edemezsek, gelecekte de benzer iktisadi risklerle yüz yüze kalmamız kaçınılmazdır.”
Etkinlik, katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği soru-cevap bölümünün ardından, milli çıkarlar doğrultusunda yeni bilimsel projeler ve çözümler üretilmesi temennisiyle sona erdi.