Türk Akademisyenler Birliği “Ganire Paşayeva’nın Hayatı, Düşüncesi ve Türk Dünyası Davası” Özel Paneli Düzenlendi

Türk Akademisyenler Birliği “Ganire Paşayeva’nın Hayatı, Düşüncesi ve Türk Dünyası Davası” Özel Paneli Düzenlendi

Değerli Bilim İnsanları, Akademisyenler ve Türk Dünyası Sevdalıları,

Türk Akademisyenler Birliği olarak; ömrünü Türk dünyasının birliğine, kültürel mirasına ve “Bir Millet, İki Devlet” ülküsüne adamış olan merhume Ganire Paşayeva’nın aziz hatırasını yaşatmak amacıyla düzenlediğimiz “Ganire Paşayeva’nın Hayatı, Düşüncesi ve Türk Dünyası Davası | Özel Anma Paneli” videosunu sizlerle paylaşmaktan onur duyuyoruz.

Fikirsel temelleri bizzat Ganire Paşayeva tarafından atılan birliğimizin bu özel etkinliğinde, onu yakından tanıyan, davasına ve dostluğuna ortak olmuş kıymetli hocalarımız duygu dolu konuşmalarıyla panelimizde yer aldılar:

Prof. Dr. Resmiye Sabir (Abdullayeva): Ganire Hanım ile olan 25 yılı aşkın dostluğunu, onun parlamentodaki ve sivil toplum alanındaki öncü kültürel projelerini aktardı. Ayrıca vefatından kısa süre önce yaşadıkları anıyı paylaşarak, Ganire Paşayeva’nın ardından kaleme aldığı duygu yüklü “Vatan Kadını” şiirini seslendirdi. 

Dr. Serap Bozpolat Ayan: Paşayeva’nın Sivas ve Türkiye genelindeki gençlerle olan buluşmalarına değinerek, onun gençliğe her zaman “Birbirinizi internet üzerinden bulun, tanıyın ve irtibat kurun; ancak o zaman karşımızda kimse duramaz” tavsiyesinde bulunduğunu vurguladı. Karabağ’ın özgürlüğünü görmeyi her şeyden çok istediğini hatırlattı. 

Doç. Dr. İzzettin Özpolat: 1996 yılından bu yana süregelen mücadele arkadaşlıklarını anlatarak, Paşayeva’nın “Dünya milletleri içerisinde üst kimliğe sahip bir Türk kızıyım” duruşuna ve vatan aşkına değindi. Paşayeva’nın kaleme aldığı manifestoyu ve onun sesinden hafızalara kazınan “Canım Türkiye’m” şiirini paylaşarak dinleyicilere duygu dolu anlar yaşattı. 

Ganire Paşayeva; az uykusu, çok çalışması, paraya ve lükse tenezzül etmeyen dik duruşu, nerede bir Türk varsa orayı kendi vatanı sayan adanmışlığıyla Türk dünyasında bir “Tomiris Hatun” izi bırakmıştır. 

Bizler Türk Akademisyenler Birliği olarak, onun açtığı bu yolda bilimin ve kültürün ışığında yürümeye, savunduğu fikirleri ve Türk birliği idealini yaşatmaya kararlılıkla devam edeceğiz. 

Etkinliğimizin video kaydını aşağıdan izleyebilirsiniz. Ruhu şad, mekânı cennet olsun.

Türk Birlikleri Teşkilatı Federasyonu Akademik Değerlendirme Toplantısı:Makyavelizm, Normsuzluk ve İşlevsel Olmayan Denetim Davranışı

Türk Birlikleri Teşkilatı Federasyonu bünyesinde düzenlenen Akademik Değerlendirme Toplantıları kapsamında, akademik dünyayı yakından ilgilendiren önemli bir oturum daha geride kaldı.

24 Eylül 2025 tarihinde saat 21.00 – 22.30 arasında çevrim içi olarak gerçekleştirilen programda, yönetim ve organizasyon psikolojisinin kritik konularından biri masaya yatırıldı.

Toplantının konuk konuşmacısı olan Doç. Dr. Mehmet Günlük, “Makyavelizm, Normsuzluk ve İşlevsel Olmayan Denetim Davranışı” başlıklı sunumuyla akademik bulguları ve iş dünyasındaki organizasyonel yapıların karanlık yönlerini derinlemesine inceleyen ufuk açıcı bir paylaşımda bulundu.

Değerli hocamızın sunumunun ardından, katılımcıların yoğun ilgisiyle devam eden Soru & Cevap bölümünde konu enine boyuna tartışıldı ve etkinlik başarıyla tamamlandı.

Tarihten Geleceğe İktisadi Kıskaç: Türkiye’nin Ekonomik Kuşatılmışlığı Masaya Yatırıldı

Tarihten Geleceğe İktisadi Kıskaç: Türkiye’nin Ekonomik Kuşatılmışlığı Masaya Yatırıldı

Türk Birlikleri Teşkilatı Federasyonu Akademik Değerlendirme Toplantıları Kapsamında “Türkiye’nin Ekonomik Kuşatılmışlığı” Konuşuldu

Türk Akademisyenler Birliği (TAB) bünyesinde düzenlenen Akademi Değerlendirme Toplantıları’nın bu haftaki oturumunda, Türkiye’nin iktisadi tarihi ve geleceğini yakından ilgilendiren çok önemli bir konu masaya yatırıldı. Doç. Dr. İzzettin Özpolat’ın açılış konuşması, Doç. Dr. Ümmügülsüm Candeğer ve Dr. Ahmet Caner Çatal’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen çevrimiçi etkinlikte, Prof. Dr. Kerem Karabulut konuk konuşmacı olarak yer aldı.

Prof. Dr. Kerem Karabulut, “Osmanlı Devleti’nden Günümüze Türkiye’nin Ekonomik Kuşatılmışlığı” başlıklı sunumunda, ekonomik bağımsızlığın milli menfaatlerimiz ve geleceğimiz için önemini çarpıcı tarihi ve güncel analizlerle gözler önüne serdi.

“Tarih Gelecektir”

“Kuşatılmışlık” kavramının yalnızca askeri değil, ekonomi-politik bir sarıp sarmalama olduğunu belirten Karabulut, Yusuf Halaçoğlu’nun “Tarih gelecektir” sözüne atıfta bulunarak, geçmişteki iktisadi kırılmaları bilmenin geleceğe yönelik stratejiler geliştirmedeki hayati rolünü vurguladı. 

Öne Çıkan Başlıklar ve İktisadi Dönüm Noktaları:

Sanayi Devrimi ve Takip Edilemeyen Teknolojiler: Osmanlı İmparatorluğu’nun 16. ve 17. yüzyıllarda dönemin en ileri teknolojisine sahip küresel bir güç olduğunu belirten Karabulut, Batı’daki 1. Sanayi Devrimi (1760’lar) ve serbest piyasa modellerinin gerisinde kalınmasının iktisadi çöküşün fitilini ateşlediğini ifade etti.

Baltalimanı ve Duyunu Umumiye Kıskacı: 1838 Baltalimanı Ticaret Antlaşması ile Osmanlı’nın tam bir açık pazar haline geldiğini ve iç işlerine müdahale zemini hazırlandığını söyleyen Karabulut, 1854’teki ilk dış borçlanma süreci ve sonrasında kurulan Duyunu Umumiye İdaresi’ni (1881) egemenliği zedeleyen en büyük ekonomik kuşatma örnekleri olarak nitelendirdi.

Atatürk Dönemi ve Ekonomik Deha: Mustafa Kemal Atatürk’ün askeri dehasının yanı sıra olağanüstü bir ekonomik deha olduğunu vurgulayan Karabulut; gümrük imtiyazlarının baskısına rağmen 1923-1929 arası liberal, 1930 sonrasında ise dünyadaki krizi okuyarak devlet öncülüğünde yerli ve milli bir kalkınma modeli (Sümerbank, KİT’ler) uyguladığını belirtti. Ayrıca Atatürk’ün dış politikadaki kıvrak zekası ve stratejik dehası sayesinde Nahçıvan ile Türk dünyasına açılan sınır bağımızın nasıl korunduğunu aktardı.

Modern Kuşatma Aparatları (IMF, Gümrük Birliği, Endüstri 4.0): Cumhuriyet döneminde IMF, Dünya Bankası ve tam üye olunmadan imza atılan 1996 Gümrük Birliği kurallarının modern birer kontrol mekanizması olarak işlev gördüğüne dikkat çekildi. Geleceğe Yönelik Uyarı: Dijital Çağı Yakalamak Zorundayız            Prof. Dr. Kerem Karabulut konuşmasının sonunda, geçmişte 1. Sanayi Devrimi’ni kaçıran Osmanlı’nın yaşadığı süreci hatırlatarak hayati bir uyarıda bulundu: “2010 yılı itibarıyla resmiyet kazanan Endüstri 4.0’ı, yapay zekayı ve dijital dönüşümü kendi yapımıza adapte edemezsek, gelecekte de benzer iktisadi risklerle yüz yüze kalmamız kaçınılmazdır.”

Geleceğe Yönelik Uyarı: Dijital Çağı Yakalamak Zorundayız Prof. Dr. Kerem Karabulut konuşmasının sonunda, geçmişte 1. Sanayi Devrimi’ni kaçıran Osmanlı’nın yaşadığı süreci hatırlatarak hayati bir uyarıda bulundu: “2010 yılı itibarıyla resmiyet kazanan Endüstri 4.0’ı, yapay zekayı ve dijital dönüşümü kendi yapımıza adapte edemezsek, gelecekte de benzer iktisadi risklerle yüz yüze kalmamız kaçınılmazdır.”

Etkinlik, katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği soru-cevap bölümünün ardından, milli çıkarlar doğrultusunda yeni bilimsel projeler ve çözümler üretilmesi temennisiyle sona erdi.